EZANDAN RAHATSIZ OLUYORUM

Ezandan rahatsız oldu! 

Radikal Yazarı Perihan Mağden, hem ezandan rahatsız olduğunu yazdı hemde ülkede dinsizlerin sayısının artması gerektiğini ileri sürdü.

 

 

 

  

 Radikal yazarı Perihan Mağden, İslam’ın sembolü niteliği taşıyan “ezan”dan rahatsız oldu.     DİNSİZLER ÇOĞALMALI
Ama bu topraklarda artık dinsizler çoğalmalı. Her çeşidinden bağımsız, bağlantısız, sindirilmemiş ruhlar Dinsizlik Hakkı’nı her zamankinden daha ateşli bir güçle savunmalı.
Kapatma Davası, Fanatik Kemalist Dincilerin son numarası. Olsun. Olmalı.

Mağden, yazısında “Sabah ezanı”nı “UYKUYU DİNLE İŞGAL” olarak değerlendiriyor.

Ezanın muhteviyatından haberi olmadığı gözlenen Mağden, kendisini “Hakiki Dinsiz” olarak tanımlarken, Türk Milletinin İslam ile yoğrulmuş bir millet olduğunu gözardı ederek asıl dinin Şamanizm olduğunu söylüyor.

Dinsiz olmasına karşın yazılarını %99 u müslüman olan bir toplumun okuduğu Mağden’e okurlardan nasıl bir tepki geleceği ise merak konusu.

İşte Perihan Mağden’in Radikal’de yayınlanan yazısı

Sabah ezanı

‘Sabaha karşı’ diyeceğim; zira henüz ‘karşı’ sayılabilecek bir saatte, bu sabah saat dördü on beş-yirmi geçe, evin ortasına ses bombası atılmış kıvamında bir ezan sesiyle mi neyle- uyandım.
Öyle böyle kuvvetli değil: Sokağa, bir arabanın içinden güçlü bir ses sistemiyle yayın yapılıyor gibiydi. Bangır bangır.
Türkiye Cumhuriyeti’nde herrr evin olması gerektiği üzre, bizim evin yakınlarındaki camiden de ezan sesi duyulur. Ama uykunun hangi safhasında olduğunuza bakar; bazen 
duyarsın, bazen duymazsın.

ÇOK RAHATSIZ OLUYORUM!

BU Arapça’da ne söylediğini anlamadığım (anlamak arzusunda da olmadığım) Herhangi 1 TC İmamı’nın ezan okumasından ziyade, başka bir üsluba/dile özenen iddiacı bir dincinin çok tuhafbir şekilde okuduğu belki de duanın; beni yalnızca çok çok rahatsız ettiğini, söyleyebilirim.

EZAN, UYKUMA DİNİ BİR İŞGALDİR!

Zira HİÇ KİMSE kendi ritüellerini, inancının dışavurumlarını, bağırtılarını başkasının hayatının/uykusunun orta yerine dayamamalı. 
Bu hakka sahip olmamalı! Benim Uyku Hakkımın/Asude Ev Yaşamı hakkımın başladığı yerde, senin Gösterişli Dini ya da Milli İşgal hakkın bitiyor/bitmeli.
Bu, Güleryüz Valimiz Güler’in izinleriyle düzenleniyordur muhakkak, her Allah’ın gecesi Suada denilen Pre-Kapitalistler Cenneti’nin bitmek bilmeyen (ve muhakkak her türlü canlıyı feci rahatsız edip kümülatif efektleriyle çevre facialarına vesile olabilecek) havai fişek gösterileri için de böyle-
Milli Takım maçları filan fırsat bilinerek kabartma tozlanan ‘pozitif’ (esasında: tabii ki negatif) milliyetçilik gösterileri için de.
Kapitalizmin havai fişek gösterilerinden (“Bak! havaya kaç yüz bin dolar fırlatıp etrafı/doğayı müşteki etme kudretine sahibim!”) böylesi saldırganca, insanların sabaha karşı uykusunu bıçaklamakta beis duymayan (berbat bir ses+berbat bir üslupla) dualama seanslarına kadar- benim dinsiz dünyamda tezahürü böyle.

HAKİKİ BİR DİNSİZİM!
Ve herhalde on bir yaşımdan beri Hakiki 1 Dinsiz olduğum için böylesi tedirgin oluyorum, Kemalist Dinin Fanatik Müritleri ellerinde bayraklar, yüzlerinde tuhaf bayrak motifli makyajlar, üstlerinde dekolte ya da değil, bayraklardan yapılmış bluzlar/kılıklarla sokağa dökülüp tuhaf gösteriler/sloganlar eşliğinde ağlayıp zırlamalı bağırıp çağırınca. Dindarca.

KEMALİZM MODERN DİN
Dindarlık Türkiye’de yalnızca Müslümanlar cephesinde yükselmedi. Kemalizm; büsbütün bir fanatiklik mertebesi, bir nevi içi boşaltılmış, tuhaf ritüelleri ağzımıza burnumuza sokularak çok rahatsız edici bir kıvama ulaştırılmış sorgusu/suali dindarlarını çıldırtan bir nei post-mortem ‘din’ haline getirildi- bir.
Ayrıca Fanatik, sözümona Laikçi Kemalistler feci bir itişmeye giriştiler Müslümanlarla: “Bu din sizin dininiz değil, bizim DE dinimiz. Hem orucumuzu tutarız, hem namazımızı kılarız, hem laikçiyiz, hem Atatürkçüyüz, hem de Umre’ye gideriz- tutmayın bizi!” yollu- (‘Ulan, Allahımızı çaldınız!’ diye Atatürkçü Düşünce Derneği mitinglerinde bağıran Tuncay Özkan’ı hatırlayıverin.)

ŞERİAT TEHLİKESİ YOK
Ben Türkiye’de Şeriat Tehlikesi görmüyorum. Öncelikle Cumhuriyet Projesi’nin bu topraklarda muvaffak olduğuna (en azından sosyolojik ve psikolojik boyutlarda) inanıyorum. Sen kalkıp 80-85 yıllık Cumhuriyet ‘değerlerinin’ bu topraklarda hiç mi hiç mayalanmadığını/tutmadığını varsaymış da oluyorsun Şeriat Umacısıyla sindirmeye çalışırken milletini. ‘Ordu göreve!’ diye bağırırken; tamamını büsbütün hiçleyip onların bir yerlerden bir yerlere gelebilirliğini de YOK sayıyorsun. İlla da öğretmenlerini, başöğretmenlerini isterken idareye.

TEMELİMİZ ŞAMANDIR
İkincisi, harbiden söylüyorum, Türk Milletinin Dokusu’na inanıyorum. Türk Milletleri (diyelim, daha siyaseten doğrucu olsun) oldukça geniş dokulu bir kumaştan dokunmuştur. Öylesi elek gibi bir yapıdan oluşur ki bu kumaş, aralardan her nevi fanatiklik/sertlik/uyuzluk ve hatta kararlılık/isyankârlık mutlaka akar gider. Geriye; temelde şaman, özünde iyi/neşeli/cömert/insan sevgisiyle dolu Türklerin keyif alarak yaşamak arzusu kalır. Bu Topraklarda şeriat yeşermez, yeşeremez! Görüyorum, hissediyorum.
Demek ben Cumhuriyet Projesi’ne olsun, Bu Toprakların Neşeli İnsanları’na olsun, Fanatik Kemalistler’den daha çok inanıyor, daha çok güveniyor, evet! ‘isyan özürlü’ olmaları da beni örseliyor, ama hasletlerinin bizim güvencemiz olduğunu düşünüyorum.

AK PARTİ’NİN TAKKESİ DÜŞTÜ
Şimdi, gel de; milletine güvenmeyen/demokrasiye azcık yaklaşma ihtimalimizi bile bir türlü içine sindiremeyen/Elitistler Bırakmasın Sakın İdareyi! (ruhsal da) krizleriyle başımıza önce 367 Kararı’nı, ordaki (seçim) yenilgisinin ardından da Bu Kapatma Davası’nı musallat etmiş Yalçınkafalara sinirlenme. Bozulma. İsyan etme!
Maksadının demokrasinin üzümlerini yemekten ziyade, bağcının maaşını/ihalesini/pozisyonunu ele geçirmek olduğunu, herrr zamankinden daha net göstermeye başlamış bulunan AK Parti’yi evire çevire eleştirme günüydü gün. Oysa.
AK Parti’ye ‘el mi yaman/demokrasi mi?’ demenin tammm zamanıydı.
AK Parti’nin takkesi tamamen düşüp de ‘Yeni-kendimden-kapitalistler yaratıcamm asıl!’ keli, hiç bu kadar net görünmemişti.

AK PARTİ “GIK” ÇIKARTMADI
Hakiki Demokrasi’ye geçebilme imkânlarımızda ısrarcılığın en güzel mevsimiydi.
İşte bütün bu Ergenekon Destanı’ndan önümüze saçılıyor ki, Ecevit Koalisyonu’nun zayıflıklarından faydalanıp yüz verilince astar talep eden Kıvrıkoğlu’nun Tayin Oyunlarından ve de Eruygur, Yalman, Örnek paşaların darbe arzularından hem de ne biçim haberdarken susss pussss oturmuş AK Parti. Gıkını çıkarmamış; bırak hesap sormayı. Ordu’nun tavuğuna ‘kışşşt’ diyememiş. Demokrasi nasıl getirilir bu topraklara bilememiş. Bilmek de istememiş. Yalnızca iktidarla İhalelerin Gücü Adına!
İşte hal böyleyken Kapatma Davası’yla uykularımızı bıçaklayan Kemalistlerin ezanları, duaları, hayırlı olsun.

About these ads

Yorum yap

Henüz yorum yapılmamış.

Comments RSS TrackBack Identifier URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.